Öncelikle Sülük Tedavisi

Mevcut tarihi yazmalarda göre, sülükle tedavinin öncüsü Kolophon antik Yunan Nicander (m.ö. 200- 130 yıllarında) olarak kabul edilmelidir. Bu tedavinin etkinliği tarihçesi göz önüne alındığında şüphe götürmez. Hirudoterapi etkin olduğu hastalıkların ağırlığı, sülükle tedaviye ayrılmış çok sayıda makale olması modern fizyoloji ve biyokimya açısından ispat niteliğindedir.
Terapötik etki vücut içinde biyolojik süreçleri normalleştirmeye teşvik eden, biyolojik olarak aktif maddelerin çok sayıda enzim içeren sülük salgısı sayesinde gerçekleşmektedir.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, standart tedavi ile ek bir yöntem olarak klinik tıbbın tüm alanlarında Hirudoterapi kullanımının etkinliğini artık bilinmektedir.
Diğer teknokratik yöntemlere göre Hirudoterapi doğal bir tedavi olması hasebiyle öncelik avantajını elinde bulundurur.